Ya İsa! Muhammed'e iman et !

Ya İsa! Muhammed'e iman et !


İmam Hakim'in Müstedrek'inde zikrettiği Abdullah ibni Abbas'dan rivayet olunan sahih hadis-i şerifte buyuruldu ki;

" Allahü Teala İsa aleyhisselama şöyle vahyetti:

"Ya İsa! Muhammed aleyhisselama iman et ve senin ümmetinden ona yetişenlerin de ona iman etmelerini emret.

Eğer Muhammed Mustafa olmasa idi, Adem'i yaratmazdım.

Eğer Muhammed Mustafa olmasa idi, Cennet ve Cehennemi yaratmazdım.

Arşımı su üzerinde yarattım, sarsıldı, üzerine "La ilahe illallah Muhammedün Rasülullah" yazdım da sükunet buldu"

İşte Said Nursi'nin Üstad Kabul Ettiklerinden Biri Daha; Ali Suavi... Alim mi? Ajan mı? Cahil mi? (Belgesel Video)


Ali Suavi...
Said Nursi'nin de "Üstadım" dediği bir kişi...
Kimine göre ilk Türkçü..
Kimine göre ilk Laiklik savunucusu...
Kimine göre Müçtehid...
Kimine göre İngiliz Ajanı ve fazla zeki bir şarlatan...

İngiltere adına hareket ederek Meşru padişah ve halife Sultan II. Abdülhamid Han'a darbe yapmak isterken 39 yaşında öldürüldü.
KİMDİ BU ALİ SUAVİ?
O'nu çözünce yakın tarihteki bir çok esrarı çözeceksiniz...

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"


Risale-i Nur okuyup(ya da okumaya çalışıp) da karanlık kuyulara dalmamış, ruh sağlığını bozmamış birine rastlamak zor iş... Hele bir de üzerine Fethullah Gülen'in "Buhranlar Anaforunda İnsan" kitabını ve diğer benzerlerini okumuşsa tamam zaten..

Bir ömür bu kişiyi geri kazanmak, dünyada yeşilin, mavinin, güzelliklerin olduğunu gösterebilmek ve İslam'ın bunlara izin verdiğini anlatabilmek mümkün olmaz daha..

Müslüman olmak ve Müslümanca yaşamak için illa Sanattan, estetikten, bilimden-teknolojiden, maddi kuvvet ve refahtan, dünyanın güzide yeşilliklerinden ve maviliklerinden, mimari sanatından, insana meşru dairede saadet veren bunca dünyevi güzelliklerden, meşru dairede müzikten, edebiyattan, şiirden ve daha Allah ve Rasülünün izin verdiği nice güzelliklerden  uzaklaşarak,  saçma sapan ve ilim oldukları iddia edilen, her tarafı felsefe bataklığı olan buhranlara kapılmak ve Risale-i Nur'un size sunduğu bu karanlıklara dalmak zorunda değilsiniz...

Mahşerin Dört Atlısı (Said Nursi, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Ali Suavi) Safkan İngiliz Atları...

Mahşerin Dört Atlısı (Said Nursi, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Ali Suavi) Safkan İngiliz Atları...

SAİD NURSİ'NİN "ÜSTADIM" DEDİĞİ CEMALEDDİN AFGANİ 33. DERECEDEN BİR MASONDU...

1996 veya 97’de Aksaray Akgün Otel’de Risale-i Nur toplantısı yapılmıştı. Galiba Filistin’den gelen hatipdi; konuşması içinde “Said Nursi, üstadlarım Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Süavi diyor” dedi. Konuşmaları anında tercüme eden Suat Yıldırım Hoca, hatibin bu cümlesini tercüme etmedi. Arkasından, Suriyeli Ramazan el Buti konuştu. İşe bakın ki, bir önceki hatibin söylediğini o da söylemesin mi… Suat Hocamız, Buti’nin o cümlesini de es geçti. Bendeniz, tercümede bazı yerleri niçin atladığını yazıp kâğıdı masaya bıraktım. Suat Hocamız cevap vermek mecburiyetinde kaldı ve “Efendim biz polemik olmasını istemiyoruz” dedi. Hoca kendine göre bu iki ismi yani Abduh ve Cemaleddin Afgani’yi Said Nursi’nin üstadı olarak göstermek istemiyordu. İyi de, Said Nursi kendisi bu isimleri vermekten çekinmemişse bize ne oluyor!..

16 Mart 2006 Perşembe
(Ali Eren, Vakit)

Cennet Mekan Sultan Abdülhamit Han, Cemaleddin Afgani için hatıratında şöyle demiştir.
"Bir de ortaya Cemaleddin Afgani adında bir şartlatan çıktı. Araştırdım ingilizlerin adamıydı"


Peki Cemaleddin Afgani kimdi? Bunu 50 yıldır kalemi ile İslama hizmet eden değerli gazeteci-yazar Mehmet Şevket Eygi'den okuyalım;



----

Camaleddin Afgani'nin iç yüzü

Dinler Arası Diyalog Bir Masaldır

Dinler Arası Diyalog Bir Masaldır

BİR Alman, büyük bir dinî cemaatin merkezi İstanbul’da bulunan tv’sinde dinlerarası diyalog programı yapıyor... Programın açılışı şöyle: Ekranda Sultanahmet Camii görünüyor bütün haşmetiyle... Kubbesinin ardından bir haç görünmeye başlıyor... Büyük bir haç... Haç yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor ve camiden büyük hale geliyor, cami haçın gölgesinde kalıyor...

Bendeniz bu fotoğrafı sütunumda basarak, ismini vermeyeceğim tv müdürlüğünden açıkça sordum: Böyle bir program yaptınız mı, yaptınız ise açıklaması nedir?
Cevap vermediler...

Kur’an’a, Sünnete, İcmâ-i ümmete uygun İslâm 14 asırdan beri orijinal şekliyle devam ediyor. Dinimizde, başka dinlerde olduğu gibi ana kaynakların kayb olması, esasların tahrif edilmesi (çarpıtılması) talihsizlikleri görülmemiştir. Sadece, Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi birtakım fırkalar zuhur etmiştir. Hadîs şudur:
“Ümmetim yetmiş üç fırkaya (parçaya) ayrılacaktır. Bunlar, biri dışında cehennemliktir."

Şok!!! Fethullah Gülen'in kitabı çalıntı! Buhranlar Anaforunda İnsan Kitabı Şemsettin Günaltay'da aşırma...

Şok!!! Fethullah Gülen'in kitabı çalıntı!

"SÖZÜ hiç uzatmadan, kısaca ve apaçık söyleyeyim:

Hafta içerisinde Fethullah Gülen’in son kitaplarından birini, ‘Buhranlar Anaforunda İnsan’ı okumaya başladım ama daha ilk sahifeden itibaren ‘Ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum’ dedim, düşündüm ve buldum: Fethullah Gülen’in makalelerden oluşan kitabının ilk kısmı, 1949’un 15 Ocak’ı ile 1950’nin 22 Mayıs’ı arasında başbakanlık yapan, İsmet Paşa’nın ve tek partili dönemin son başbakanı olan ve tarih, iláhiyat ve ahlák konularında çok sayıda eser veren bir zamanların çok önemli bir bilimadamının, Şemsettin Günaltay’ın 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türk toplumunun düşünce yapısını derinden etkileyen ‘Zulmetten Nura’ isimli gayet meşhur kitabı ile neredeyse kelime kelime aynıydı.

Fethullah Gülen, Şemsettin Günaltay’ın ilk baskısı 1915’te yapılan ve hálá da sık sık basılan kitabının‘Tanzimatçılık Devri ve Netáyici (sonuçları)’ başlıklı bölümünü günümüzün Türkçesi’ne uyarlamış, makalenin adını değiştirerek ‘Aydınlık Kapıya Doğru’ yapmış ve eseri bizzat yazmış gibi, kendi ismiyle yayınlamıştı. Ama yayın sırasında başka bazı değişiklikler de olmuş, meselá Günaltay’ın makalesinde geçen ‘Türk’ sözü, Gülen’de her nedense ‘mü’min’ halini alıvermişti.


Hilafet Kaldırılmadı mı? İngilizler Kaldırdıkları Hilafeti Geri Getirmek mi istiyorlar? (video)





Hilafet Müessesini bin bir türlü hile ve desise ile kaldıran devrin süper gücü İngiltere şimdi de tekrar geri getirmek mi istiyor?

Ortadoğu ve Asya yeniden yükseliyor ve Batı çöküşe geçiyorken, kendi tekellerinde tuttukları suni bir hilafet makamı ve halife ile girilen yeni çağda, Türkiye'yi İslam ülkelerini batı menfaatlerine şekillendiren bir ülke mi yapmak istiyorlar?

Yeniden bir büyük hile ile karşı karşıya mıyız?
Büyük Ortadoğu Projesi, Medeniyetler İttifakı, Dinler arası diyalog, Yeni Osmanlı, Kuzey Afrika Birliği ve diğer projelerin mimarları neden hilafeti getirmek ister?

Bu güne değin en çok tıklanılanlar