Kadir Mısıroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadir Mısıroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Filistin Dramı’nın Düşündürdükleri - Kadir Mısıroğlu

filistin diyalog
filistin diyalog


Filistin elimizden nasıl çıktı ve Yahudi oyunu…


1789 büyük Fransız İhtilâli’ne kadar yahudiler, yaşadıkları her ülkede umûmî bir nefrete muhatabdılar. Kendileri de hayatlarını bu nefretin icabınca şekillendirmiş, hemen her yerde gettolaşmışlardı.

Fakat zamanla maddî bakımdan güçlendikçe Batı sosyetesinde söz sahibi bir hale geldiler ve pek çoğu yahudiliklerini gizleyerek Almanya’da alman, Fransa’da fransız… ilh. telakkî olunabilecek derecede yerleştiler. Fikrî temellerini hazırladıkları Fransız İhtilâli’nden sonra devlet hizmetine kabul olunmak, idârî , siyâsî, askerî… ilh. mevkîler elde etmek imkânına kavuştular. Kendi aralarında millî ve dinî hüviyetlerini muhafaza etmelerine rağmen hârice karşı, her ülkenin sıradan vatandaşları gibi bir görünüme büründüler.

Bilhassa 19. asra gelindiğinde bu gelişme hızlandı ve yahudiler batı âleminde sadece iktisâdî bir güç olmaktan çıkıp aynı zamanda fikrî ve siyâsî bakımdan da içinde yaşadıkları topluluklara nâfiz bir mevkie yükseldiler.

Eskiden en küçük bir memuriyete bile kabul edilmeyen yahudiler artık en üst seviyede siyâset adamı ve hatta subay bile olabiliyorlardı. Fransa’da ki meşhur Dreyfus meselesi bunun tipik bir örneğidir.

19. asır nihâyete ererken Viyana’da “Nueie Freie Presse” (yeni basım) adıyla bir gazete yayınlanmakta idi. Bunun Paris muhabiri olan Teodor Herzl, gazetecilik mesleğinden istifade ederek, Batı’daki nüfuzlu Yahudi âilelerin durumunu inceden inceye tedkik etti. Neticede, yahudilerin Filistin’e dönmek için kuvvet ve kudretlerinin kâfî gelebileceğine hükmetti. Bunun için önce fikri yaymak gerekiyordu. “Der Juden Stat” yani “Yahudi Devleti” ismiyle, Almanca bir kitap hazırladı. Böyle bir dâvâda muvaffakiyetin üç rüknü olması lâzım geldiğini hesap edebilecek bir kimseydi. Bu üç rükün (esas) şöyle sıralanabilir:


1. Fikir 
2. Kadro 
3. Para

Teodor Herzl, fikirlerini duyurmak için 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde bir Yahudi kongresi topladı. Bu, Yahudilerin Filistin’e dönme hareketini ifade eden siyonizmin ilk kongresidir. “Siyon” kelimesi Kudüs yakınında bir dağın adıdır. Herzl, Yahudilerce Siyonizm hareketinin babası ve İsrâil Devleti’nin kurucusu kabul edilmektedir. 

Gâvura 'Sen böyle iyisin. Gâvur kal.' diyen Fethullah Gülen

Fethullah Gülen
Fethullah Gülen

Samanyolu Televizyonu’nun 21 Nisan Salı günkü haberinde, Ukrayna’da yayınlanan Favorit isimli mecmuanın Fethullah Hoca ile yaptığı bir röportajdan bahsedildi.

Haber şu başlıkla verildi: DİYALOG ÇALIŞMALARI... GÜLEN UKRAYNA GÜNDEMİNDE... FAVORİT DERGİSİ’NE KAPAK OLDU.


Fethullah Hoca ile ilgili bu haber STV’de verildiği için üzerinde durmaya değer. Habere göre Fethullah Hoca, derginin “Hazreti İsa’nın kişiliği İslam dininde nasıl yorumlanmaktadır?” sorusuna verdiği cevabın bir bölümünde şöyle demiş:

“..... Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya, Hz. Davud’a, Hz. Süleyman’a, Hz. İbrahim’e, kısaca herhangi bir peygambere, bunun gibi İncil’e, Tevrat’a, Zebur’a inanmayan bir kimse asla Müslüman olamaz; bunlardan birine bile inanmamak, kişiyi İslâm dairesinin dışına çıkarır. Bundan dolayıdır ki, İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış, onları kucaklamış, birinci sorunun cevabında arz edilmeye çalışıldığı üzere, onların mensuplarını Ehl-i Kitap olarak telâkki etmiş, kendilerine ona göre davranmıştır.”
Hususiyle dikkat edilmesi için bazı satırların altını çizdim. Gördüğünüz gibi, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” denilmektedir. Hoca, önce bazı peygamberlerden ve hak kitaplardan bahsettikten sonra, “İlâhî dinler” demiyor da, “İlâhî gelenekler” diyor.
Ancak, Âdem Aleyhisselam’dan beri “İlâhî gelenekler” diye de “İlâhî dinler” diye de bir şey yok, sadece “İlâhî din” vardır o da İslamdır. Çünkü; Allah bir, dini de birdir. Allah’ın -hâşâ- insanların inanmalarını istediği birbirine uymayan ayrı ayrı dinleri yoktur. Kur’an-ı Kerim’in beyanı açık: “Allah indinde din, İslamdır.” (Âl-i İmran sûresi, âyet: 19)

Gerçek böyle olduğu halde, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” sözünden ne anlayacağız? Eğer “Hıristiyanlığı ve Yahudiliği dışlamamıştır” denilmek isteniyorsa, bunun yanlışlığı ortadadır. Çünkü bu isimleri taşıyan hak bir din yoktur. Yahudilik, Hazreti Musâ’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adı, Hıristiyanlık ise Hazreti İsa’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adıdır. İslam/Kur’an, bunları dışlamamış değil, tamamıyla dışlamış, mensuplarının da kâfir olduğunu açık açık beyan buyurmuştur. Onun için Peygamberimiz onları İslam/imana çağırmıştır.

Hoca’nın, yukarıdaki sözlerle ne demek istediğini, Favorit Dergisi’nin sorusuna verdiği cevabından anlıyoruz. Fethullah Hoca diyor ki:

“Odessalı Hıristiyanların ise elbette rehberleri, din büyükleri vardır ve onlara söylenmesi gerekeni söylemektedirler. Bir Müslüman, yani dinlerin temel birliğine inanan biri olarak, onların söylediklerinin bir Müslüman’ın söylediğinden ve söyleyeceğinden farklı olacağını düşünmüyorum. Hz. İsa gibi, bizim nazarımızda ülü’l-azm, yani tarih boyu gelmiş peygamberler arasında en büyük beş peygamberden biri olan bir zatın ardından gitmek, onu takip etmek, yapılabilecek en güzel şeylerdendir.”
Bu sözler karşısında söyleyeceklerimizi söyleyelim:

Bu güne değin en çok tıklanılanlar