mehmet fahri sertkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet fahri sertkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kalbime Öyle Geldi ki, Bana Malum Oldu ki ve Said Nursi

Kalbime Öyle Geldi ki, Bana Malum Oldu ki ve Said Nursi


"Ben dahi risalelerde kalem oynatamıyorken" mealinde bir sözü kullanmış Said Nursi..

Ayrıca pek çok sözüne delil olarak da Ayet ve Hadisleri ve geçmiş Ehli Sünnet ulemasının eserlerini değil de "Kalbime öyle geldi ki" ve “kalbime ihtar edildi ki” şeklinde kelimeleri kullanmış.

Kalbe gelen ilhamlar şeytandan da olabilir, nefsi de olabilir.
Kalbe gelen ilhamlar da, görülen rüyalar da asla ilmi bir delil kabul edilemez.
Hiç bir gerçek alimin bunları delil diye açıkladığını, yazdığını göremezsiniz...

Yani, bir kişinin ilmi bir mesele hakkında "Ben rüyamda da şöyle gördüm" demesi veya "Kalbime de şöyle geldi" demesi hiç bir Müslümanı bağlamaz. Aklı selim hiç bir samimi Müslüman bu üslubu kullanarak açıklama yapanlara itibar etmez.

Elbetteki Allahü teala sevdiği kullarının kalbine ilham edebilir ve onlara rüya aleminde bir takım hakikatleri bildirebilir ama bu sadece o kişi için delildir. Böyle fazıl, salih kimseler dahi meseleleri izah ederken Kur'an ayetlerine ve Sahih hadislere dayanmalıdır.

Şu alemde her devirde bir tane olan "Kutbul aktab " denilen ve "Varisi Rasul" olan, peygamber varisi olan ulema, evliya zat dahi, her hangi bir ilmi meseleyi Kur'an ve Sünnetten delilleri ile açıklamak zorundadır ve bu zatlar 1400 küsür senedir hep böyle yapmışlardır. Hiç bir zaman rüyalarını ve kalbe gelen manaları, ilhamları delil olarak göstermemişlerdir.

Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?

Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?


Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?

"Müslüman İseviler" tabiri Said Nursi'nin uydurduğu bir kelime oyunudur.

Şu anda yaşayan tek bir İSEVİ yani İsa peygamberin dinine tabi olan kişi yok ki bir de bunlar zamanımızda veya ileri de Müslüman İseviler olsunlar?

Varsayalım ki İsevilik bozulup Hristiyanlığa dönüşmedi ve aslı duruyor olsun.. Yine bunlar Müslüman bilinemezler çünkü İsa peygamberin getirdiği hak kitap olan İNCİL in hükmü kalktı. Herkes Kuran'a ve Peygamberimize tabi olmak zorunda.. Peygamberimiz ashabına "Vallahi Musa gökten aranıza inse de siz beni bırakıp ona tabi olsanız dalalete sapmış olursunuz" buyurmuştur.

Sonra Kuran'ı ve peygamberimizi kabul etmeyen bu Hıristiyanlar ola ki hidayet bulup Kuran'a tabi olduklarında da bunlara Müslüman İseviler değil sadece Müslüman denir. İlla başka bir dinden İslam’a döndüklerine işaret edecek bir kelime kullanılacaksa Hristiyanlıktan ihtida eden (hidayet bulan) Müslümanlar denir.. Muhtedi denir.. Tarih boyunca böyle dendi, hidayet bulup İslam’la şereflenenlere…

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"


Risale-i Nur okuyup(ya da okumaya çalışıp) da karanlık kuyulara dalmamış, ruh sağlığını bozmamış birine rastlamak zor iş... Hele bir de üzerine Fethullah Gülen'in "Buhranlar Anaforunda İnsan" kitabını ve diğer benzerlerini okumuşsa tamam zaten..

Bir ömür bu kişiyi geri kazanmak, dünyada yeşilin, mavinin, güzelliklerin olduğunu gösterebilmek ve İslam'ın bunlara izin verdiğini anlatabilmek mümkün olmaz daha..

Müslüman olmak ve Müslümanca yaşamak için illa Sanattan, estetikten, bilimden-teknolojiden, maddi kuvvet ve refahtan, dünyanın güzide yeşilliklerinden ve maviliklerinden, mimari sanatından, insana meşru dairede saadet veren bunca dünyevi güzelliklerden, meşru dairede müzikten, edebiyattan, şiirden ve daha Allah ve Rasülünün izin verdiği nice güzelliklerden  uzaklaşarak,  saçma sapan ve ilim oldukları iddia edilen, her tarafı felsefe bataklığı olan buhranlara kapılmak ve Risale-i Nur'un size sunduğu bu karanlıklara dalmak zorunda değilsiniz...

Bu güne değin en çok tıklanılanlar